Metropol Haber İstanbul

SON DAKİKA

Müzik ile Bilgi 1

Müzik ile Bilgi 1
Bu haber 03 Mayıs 2021 - 22:44 'de eklendi.

“Bir gün bir gün bir çocuk,

Eve gelmiş kimse yok,

Açmış bakmış dolabı,

Şeker sanmış ilacı.

Yemiş, yemiş, bitirmiş,

Akşama başlamış sancı.

Kıvrım kıvrım kıvranmış,

Yaptığından utanmış”

Bu çocuk şarkısını bilmeyenimiz sayılıdır; hatta ilköğretimin zorunlu olduğu, hatta 15 yaş altı ve 15-65 yaş okuma yazma oranının 2017 Unesco verilerine göre %97’ye dayandığı ülkemizde “herkes bilir” diye genellemenin yanlış olmayacağını umabilirim. Peki, siz bu şarkıyı ne zaman öğrendiğinizi anımsıyor musunuz? Cevabınız, tahminime göre “hatırlayamayacağım kadar eski bir zamanda” minvalinde. Öğrenme tarihinizi bile hatırlamayacağınız kadar eskiden zihninize yazdığınız halde bu şarkıyı hiç unutmadınız, yıllar boyu hiç duymamış olsanız da, melodisiyle, sözleriyle aklınızda kaldı. Belki hiç taşıdığı anlam üzerinde düşünmediniz, bu şarkının neden söze öğretilmiş olabileceğini irdelemek gerekliliği doğmadı. Elbette bir yetişkin olarak bir ilacın kolay kolay şeker sanılmayacağını da biliyorsunuz.

Bu şarkı için bana gönüllü deneklik yapan 4 yaşındaki küçük kızımın, nereden öğrendiğini ikimiz de bilmesek de, şarkının tekrarlanan ritm ve ses desenlerinden oluşan kompleks bir temporal yapı olan melodisi ve sözlerine aşina olduğunu fark ettim. Şarkıyı benimle birlikte söylemekten keyif alıyordu, yanısıra, verdiği mesaj da müzikle kodlanarak öğrenilmiş bir bilgi olarak ona ulaştı: Analiz etti, davranışın yanlışlığını kavradı, “bu çocuk ben değilim, değil mi anne?” diye büyük bir ciddiyetle sordu. Hayatı boyunca bulduğu blister içindeki sevimli renkli düğmelerin şeker olmadığını, temkinli yaklaşması gerektiğini bilecek artık, bu mesajı olayın kendisini deneyimleyerek risk almak gereği olmadan, müzik yoluyla edindi.

Insanın duygularını, düşüncelerini, inançlarını, deneyimlerini müzik yoluyla ifade etmesi, kuşaktan kuşağa aktarması, müziğin bir pedagojik araç olarak kullanımı, bir toplumun sosyal ve kültürel yapısına örnek teşkil edişi, insanlık tarihi ile paraleldir. Tabii ki, söz uçup yazı kalmış: örneğin uygarlığın beşiği Nil Vadisi’nde söylenegelen, Nil’in yıllık taşma döngüleri ve insan yapısı arklar ile gerçekleştirilen sulama sistemlerine dair bilgi ve Nil Nehri’ni insanlaştıran ve tanrılaştıran övgüler içeren, tarlalarda çalışırken topluca söylenen çalışma şarkılarından sadece bir-ikisinin varlığından, bunları M.Ö 450 civarında yazıya aktaran Eski Yunan tarihçisi Herodot sayesinde haberdar olduk. Bu Nil’e söylenen şarkıların sadece varlığını, sözlerinin üç aşağı beş yukarı nasıl olduğunu biliyoruz, melodisi hakkında kimsenin hiçbir fikri yok, günümüzde aynı coğrafyada söylenen benzer şarkılarla organik bir bağı var mı, bilemiyoruz. Bir başka örnek de, Güneydoğu Anadolu’nun ilk sahiplerinden, kimi kaynaklarda proto-Türkler olarak olarak giren, Mezopotamya’da M.Ö 1400 civarında hüküm sürmüş Hurriler. Devlet yöneticileri, kuraklıklar, saldırılar, salgın hastalıklar yüzünden medeniyetlerinin çökeceğini öngördüklerinde, ne yapıp edip medeniyetlerinin temel direklerinden biri saydıkları müziklerini, şarkılarını geleceğe aktarmak, yok oluştan, unutuluştan kurtarmak istemişlerdi. Bunun için, kullanılagelen çivi yazısı (cuneiform) sistemine birtakım semboller eklenmiş, müzisyenlerin enstrümanlarını nasıl akort ettikleri yazarak aktarılmaya çalışılmış, bilginler bu tabletleri günümüz Irak’ı topraklarında kalan başkentleri Ugarit’deki kral sarayının, yani yokoluştan en son nasibini alacak yapının derinliklerindeki hazine dairesine özenerek saklamışlardı. Doğruluğundan şüpheye en az düşerek tekrar icra edebildğimiz, bilgisini günümüze taşıyan en eski müzik eserleri işte bu Hurri şarkılarıdır. Kuşkusuz, Ugarit’te söylenen, kuşaktan kuşağa insan hafızasına nakşolmuş, “Bir gün bir çocuk, eve gelmiş kimse yok, susamış çömlekte uzun süre beklemiş suyu içmiş, hasta olmuş, dualarla büyülerle zor kurtulmuş” gibi uyarılar içeren çocuk şarkıları da vardı: mikroorganizmaların varlığından habersiz Mezopotamyalı ebeveynlerin çocuklarını “beklemiş suya çöreklenen kötü ruhlara” karşı uyardığını hayal etmenin olasılık dahilinde bir tarihsel kurgu olduğunu söyleyebiliriz.

Peki neden bilgiyi müzikle taşıma ihtiyacı duyuyoruz? Günümüz için bu çok anlamlı bir çaba değilmiş gibi görünüyor fakat iletişim çağı öncesi elzem olduğunu rahatlıkla ifade edilebilir. Bu da bir sonraki yazımın konusu olacak. Bilgi dağarcığınızı genişleten ve zenginleştiren müzik ile kalın!

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER