Metropol Haber İstanbul

SON DAKİKA

Gülcan Pandora
Gülcan Pandora

Bir… İki… Üç… Tıp!

Bir… İki… Üç… Tıp!
Bu haber 26 Mayıs 2021 - 7:00 'de eklendi.

Şişttt, sessizlik… Mikrofon Peker’de!

Giriş cümlesinden bu yazımda hangi konuya değinmek istediğimi az, çok anlamış olmalısınız. Evet, tam da son günlerde ülkeyi, hatta dünyayı kasıp kavuran Peker rüzgarı yazı konumuz. Haa tabi ben öyle bilirkişiler gibi ahkâm kesmeyi düşünmüyorum kelimelerimle. Hoş, bunu beceremem de zaten. O yüzden çok da “Ooo vay beee,” tarzı bir yazı beklemeyin derim, ki hayal kırıklığı yaşamanızı istemem.

İtiraf etmeliyim ki Sedat Peker yeni bir video yayınlayacağını açıkladığı anda bende ciddi bir merak vuku buluyor. “Ne anlatacak acaba? Hangi konuya değinecek? Ve neredeyse ispatlarcasına sorduğu sorulara muhatabından yanıtlar alabilecek mi?” diye. Gerçi gördük alamadığını. Hatta sadece kendisinin değil, Merdan Yanardağ ve İsmail Saymaz’ın da yanıt alamadığına ve üstelik soramadıklarına dahi tüm ülke olarak tanık olduk. Sayın Soylu’nun soruları yanıtlamak için katıldığı o canlı yayın programını inanın, abartısız söylüyorum bir talk şov izliyormuş gibi izledim, izledik. Eğlendik mi izlerken? Evet, eğlendik. İkna olduk mu yanıtlara? Hayır, olmadık. Çok istedik ikna olmayı ama beceremedik. Belki problem bizde gerçekten bilemiyorum, adam gayet zekice ve oldukça neşeli açıkladı çünkü bir şeyler. Kim bilir bizim anlayışsızlığımızdan belki de anlamayışımız. Şimdi koskoca bakana kafa tutacak halimiz yok ya: “E ama siz de anlatamadınız,” diye. Yok daha neler? O bizim eşekliğimizdir anlamamak.  Heheey heyy, yoksa siz çok güzel anlattınız sayın bakanım, sorun bizde.

Şimdi açıklamalıyım ki ben bir Sedat Peker sempatizanı değilim. Hiç olmadım, olacağımı da düşünmüyorum. Fakat yaptığı açıklamalar ve verdiği mesajlar beni de o video süresince ekran başına bağlıyor diyebilirim. Bildikleri, anlattıkları kimi zaman izlerken gözlerimin kocaman açılmasına neden oluyor. Sanki daha iyi algılayacakmışım gibi. Bildikleri diyorum ama şuna kanaat getirdim, anlattıkları bildiklerinin belki de yüzde 5’i falan. Çünkü bu kadar çok içindeyken derin devletin, bir şeyler bilmemesi ne mümkün?

Bu arada derin devlet ne demek bunu bir açıklayayım: Devlet yetkisinde olanların, kullandıkları kaynak ve imkânları ‘gizlilik’ zırhından istifade ederek devleti korumak için değil, kendilerine çıkar sağlamak için kullanmalarına derin devlet adı verilir. Ben biraz hadsizim, o yüzden derin devlet vs. dedim, kimse yanlış anlamasın aman diyeyim. Bu benim hadsizliğim.

Neyse, nerede kalmıştık? Bu kadar devletin içinde iken illa bildiği bir şeyler vardır. Ve gerçek olma ihtimali de yüksektir bu iddiaların üstelik. Aslında gerçek ya da yalan dolan neyse ne, hangi şekilde olursa olsun bu duruma el koyulması ve gerçeklerin gün ışığına çıkması gerekmiyor mu sahi? Ne bileyim, hani bir metaforla örneklemek gerekirse: berrak su ile dolu bir havuz düşünün, biri geliyor ve bir avuç kum, toprak, çamur veya neyse ne bırakıyor suya. E ne oluyor bu durumda, elbette su bulanıyor. Kim temizleyecek o havuzu peki? Tabii ki görevliler. Peki, şimdi çok berrak bir suya sahip olmasa da ülkemizi düşünelim. Zaten bulanmış olan su daha da bulandı. Çok af edersiniz ama kim temizleyecek bu ülkenin bulanan suyunu? Kim peşine düşecek iddiaların? Neden adamakıllı, elle tutulur savunmalar yapılamıyor? Neden ve neden?

Şu konuda kalemi eline alan yazıyor… PC başına geçen yazıyor… Herkes yazıyor, hatta HERKEZ yazıyor… Yazıyorlar, yazıyoruz, yazıyorum. Sadece yazıyoruz, soramadan yazıyoruz, eleştirmeden yazıyoruz. Her zaman söylediğim gibi “İzinli kelimelerle yazıyoruz.” Kısıtlı miktarda yazıyor ve bazen mecburen kendimize, algımıza ve zekamıza bok atarak yazıyoruz. İroni yapmak zorunda kalarak yazıyoruz, kimi okurun anlamayacak oluşunu göze alarak hem de. İncileri dökülmüş birilerinin, dehşet içerisinde toplamaya çalıştığını gördüğümüz halde, incilerin hangi panik halinde döküldüğünü soramadığımız bir ülkede yazmaya çalışıyoruz. Bu durumda biz bunun için çırpınırken bir mafya babası çıkıyor patır patır anlatıyor videolarında bir takım şeyleri… Tamam, sempati duymak zorunda değilim tabii, fakat nasıl takdir etmem bu cesareti?

Yani sevgili okur, su bulandı ve ironi candır.

Kalın sağlıcakla.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER